Dişhekimi Çalışma Biçimlerinde Yeni Tehlike

Son zamanlarda, dişhekimlerinin özellikle hastanelerde bölüm kiralama veya bölümün işletmesini almak gibi çalışma biçimlerinin yaygınlaştığı bilgilerine ulaşılmaktadır. Bu durumun hukuki yönüne ilişkin aşağıdaki bilgilerin paylaşılmasında yarar görülmüştür.

23.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa bir ek madde (Ek Madde 10) eklenmiştir.

Eklenen madde ile esasen hukuka aykırı olması sebebiyle bu tür çalışmalarla ortaya çıkan hizmet bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmemesinin önüne geçmek hedeflenmiştir. Bir başka anlatımla, çalışma biçimi uyarınca hizmet akdiyle çalışan kişi (işçi) konumunda olan hekimlerle özel sağlık kuruluşları arasında salık kuruluşunun belli bölümlerinin işletilmesine ilişkin kira veya hizmet alım sözleşmeleri yapıldığı anlaşılmakla, hukuka aykırı bu uygulama karşısında SGK’nın bir yandan idari para cezası vermesi diğer yandan da bu kişilerce üretilen sağlık hizmetine ilişkin ödeme yapmaması söz konusu olmuştur. Söz konusu çalışma biçiminin yasallaştırılması için anılan torba yasa kuralı çıkartılmıştır.

Madde incelendiğinde şu unsurlar saptanmaktadır:

  1. Ek madde 10’un kapsamı sadece hekimlerle sınırlıdır. Hekimlerin de tamamı değil, SGK ile anlaşmalı sağlık kuruluşlarında çalışanların tamamı değil, SGK’ya bildirilen hekimlerden Kurumca belirlenen yüzdelik oran içerisinde kalan ve sözleşme kapsamı branşlarda fiilen hizmet sunan sağlık hizmet sunucusu bünyesindeki hekimler maddenin kapsamındadır.
  2. Maddede belirtilen istihdam biçimi çalışan lehine değildir. Esasen çalışan niteliğinde olmasına karşın, görüntüde yaratılan ilişki sebebiyle söz konusu hekimlerin iş mevzuatından doğan çalışan haklarından yararlandırılmaması amaçlanmaktadır.
  3. Dişhekimleri madde kapsamında değildir. Dolayısıyla, dişhekimlerinin SGK ile anlaşmalı herhangi bir sağlık kuruluşunun ağız ve diş sağlığı bölümündeki çalışması ancak özel sağlık kuruluşu ile istihdam ilişkisi kurularak olabilir. Özel sağlık kuruluşunun ağız ve diş sağlığı kliniğini kiralamak veya söz konusu klinikte alt işveren/taşeron/sözleşmeli olarak hizmet sunmak suretiyle SGK’ya hizmet satmak mümkün olmadığı gibi taraflar arasında esasen işçi işveren ilişkisinin varlığını da ortadan kaldırmamaktadır.
  4. Asıl ilişkiyi perdeleyen, işçi işveren ilişkisini kiralayan kiracı veya hizmet satın alan hizmet satan gibi gösteren sözleşmeler sosyal güvenlik hukuku bakımından geçerli değildir. SGK işin yapılma biçimine bakarak değerlendirme yapar. Bu değerlendirmede taraflar arasındaki ilişki işçi işveren ilişkisi ise bundan farklı tanımlamalara bakılmaksızın ücret, bordro, sosyal güvenlik primi gibi unsurlar aranır; bulunmadığında işverene idari para cezası kesilebilir.

Bu durumda, özellikle özel hastanelerde yaygınlaşmaya başlayan dişhekiminin bölüm kiralaması veya bölümün işletmesini alması gibi çalışma biçimlerinin hukuka aykırı olduğu açıktır.

Meslektaşlarımızın dikkatine sunulur.

Türk Dişhekimleri Birliği

FDI Ağız Ve Diş Sağlığı Projeleri ‘Ağzımıza Yolculuk’

FDI AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI PROJELERİ

AĞZIMIZA YOLCULUK (MOUTH PATROL)

FDI Dünya Dişhekimleri Birliği, Ağzımıza Yolculuk’u (Mouth Patrol) “çocuklara iyi ağız sağlığı alışkanlıkları kazandırmaya yönelik ağız ve diş sağlığı tanıtım kampanyası” faaliyete geçirdi. Kısa animasyon videolarıyla ağız sağlığı maskotu Toothie “arkadaş canlısı bir kunduz” Ağzımıza Yolculuk (Mouth Patrol) ile çocuklara iyi ağız sağlığı alışkanlıkları edindirmeyi amaçlıyor.

AĞZIMIZA YOLCULUK

Ağız sağlığının kötü olduğu günler geride kaldı. Ağzımıza Yolculuk küçüklüğünüzden itibaren ağız sağlığınıza dikkat etmenizi sağlamak için burada.

Ağzımıza Yolculuk kampanyasının kahramanı Toothie’yi ve ağız sağlımızı iyileştirmeye yönelik maceralarını takip edin. Sağlıklı bir ağza sahip olmak, uzun ömürlü iyi ağız sağlığı alışkanlıkları edinmenin yollarını öğrenin ve dişlerinize zarar verecek yiyeceklerin farkında olun.

Toothie,  çocukların iyi ağız sağlığı alışkanlıkları edinmeleri için onların destekçisi. 2018 Dünya Ağız Sağlığı Günü kampanyaları sırasında ortaya çıktı ve Ağzımıza Yolculuk’un kahramanı oldu.

Her videoda Toothie, çocukları ağız bakımı konusunda motive edip onların ağız temizliği alışkanlıkları kazanmalarını sağlıyor. Toothie çocukların olduğu kadar anne babaların da arkadaşı!  Anne babalara çocuklarının ağız sağlığı konusunda ne yapmaları gerektiği hakkında öneriler de sunuyor.

AĞZIMIZA YOLCULUK

BÖLÜM 1: Yatmadan Önce Dişlerini Fırçala

Her gün diş fırçalamak ağzınızın her zaman temiz kalmasını sağlar, 2 ile 4 yaşları arasındaysan yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma!

 

BÖLÜM 2: Günde İki Kez Dişlerini Fırçala

Günde iki kez dişlerini fırçala!  5 ile 9 yaşları arasındaysan her sabah uyandığında ve her akşam yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma!

 

BÖLÜM 3: Doğru Diş Fırçalama Tekniği

Toothie dişlerini nasıl fırçalaman gerektiğini öğretiyor!  10-12 yaşları arasındaysan dairesel hareketlerle 2 dakika, günde 2 kez dişlerini fırçala!

 

BÖLÜM 4: Her Yıl Dişhekimini Ziyaret Et

Dişhekimleri, sağlıklı gülüşler elde etmeni sağlar,  kaç yaşında olursan ol yılda en az bir kez dişhekimine gidip diş muayenesi yaptırmayı unutma!

 

BÖLÜM 5: Pirinç Kadar Macun Kullan

Eğer 3 Yaşından Küçüksen Pirinç Büyüklüğünde Florürlü Diş Macunu (Daha Büyük Değil) İle Dişlerini Fırçala!

 

BÖLÜM 6: Bezelye Kadar Macun Dişlerine Yeter

Eğer 3 Yaşından Büyüksen Bezelye Büyüklüğünde Florürlü Diş Macunu (Daha Büyük Değil) İle Dişlerini Fırçala!

 

BÖLÜM 7: Dişlerini fırçalayamıyorsan sakız çiğne

Her yemekten sonra dişlerini temiz tut! 10 ile 12 yaşları arasındaysan yemekten sonra dişlerini fırçalayamadığında 10 dakika şekersiz sakız çiğne.

 

BÖLÜM 8: Diş Fırçanı Sık Sık Değiştir

En güzel diş fırçalarının bile bir ömrü var! Kaç yaşında olursan ol, en iyi ağız bakımı için diş fırçanı her 3 ayda bir değiştir.

 

BÖLÜM 9: Uzun Süre Emzik Kullanma

Uzun  süre emzik kullanmak ağız ve diş sağlığını büyük ölçüde etkiler. 2 buçuk yaşından büyüksen, asla emzik kullanma ve emziğini tatlıya batırma.

 

BÖLÜM 10: Tatlı Atıştırmalıklardan Uzak Dur

Sağlıklı yiyecekler ve şekersiz içecekler tercih et! 5 ile 9 yaşları arasındaysan ara öğünlerde şekerli meyve sularından ve sağlıksız atıştırmalıklardan uzak dur.

Yeni İş Yeri Açanlara 1 Yıl Süre İle Prim Desteği

Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7143 sayılı Kanun 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Diğer vergi barışı kanunlarından pek farkı olmayan kanun, 31.03.2018 tarih ve öncesi vergi ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemelerle birlikte bazı kanunlarda da değişiklik yapan hükümler içermektedir.

Bu kanunla 18-29 yaş aralığında 4b (Bağ-Kur) kapsamında yeni iş yeri açanlara 1/6/2018 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile prim desteği getirilmiştir.

Buna ilişkin kanun maddesi;

MADDE 22- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“k) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesi kapsamında genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurmuş ve 29 yaşını doldurmamış olanlardan, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında 1/6/2018 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı sayılan gerçek kişilerin primleri, 1 yıl süreyle 82 nci madde uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınır üzerinden Hazinece karşılanır. Adi ortaklıklar ve şahıs şirket ortaklıklarında sadece bir ortak bu fıkra hükmünden yararlandırılır.”

İlgili kanunla alacakların yapılandırılmasına ilişkin bazı hükümlerin kısa özeti;

YAPILANDIRMA KAPSAMINA GİREN BORÇLAR

•  Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsil edilen;

Vergi Usul Kanunu  ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen,31 Mart 2018 tarihinden önceki dönemlere, dayanan tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, tahsil dairesine takip için intikal etmiş olan amme alacakları dâhil olmak üzere asli ve fer’i amme alacakları,

  Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerince takip edilen 2018 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin;

Sigorta primi,
Emeklilik keseneği ve kurum karşılığı,
İşsizlik sigortası primi,
Sosyal güvenlik destek primi
İsteğe bağlı sigorta primleri,
Topluluk sigortası primi,
Özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi,
İdari para cezaları,
Damga vergisi,

Özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı … bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, ile bunlara bağlı fer’i alacakları,

 İl özel idarelerinin, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacakları,

 Belediyelerin;  31 Mart 2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, ile bunlara bağlı fer’i alacakları,

   Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının (YİKOB) vadesi 31 Mart 2018 tarihinden (bu tarih dâhil)  önce  olduğu  hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı ile buna bağlı fer’i alacakları,

 31 Mart 2018 tarihine kadar ödenmemiş olan;

– Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği üyelerinin oda ve borsalara olan aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve borsa tescil ücreti ile oda ve borsaların Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine olan aidat borçları,

– Esnaf ve Sanatkarların aidat borçları ile odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna olan katılma payı,

– Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine olan birlik payı borçları,

– Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatların barolara olan aidat borçları  ….yapılandırma kapsamındadır.

MATRAH VE VERGİ ARTIRIMI

Kanuna göre geçmiş beş yıl için gelir ve kurumlar vergisi ile katma değer vergisi  ve gelir, kurum stopajları için matrah  artırımı yapılabilecek.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri

2013 takvim yılı için %35,
2014 takvim yılı için %30,
2015 takvim yılı için %25,
2016 takvim yılı için %20,
2017 takvim yılı için %15 oranından az olmamak üzere matrah artırımında bulunabilecekler.

Matrah artırımı yapılacak yıl / yıllar için vergi incelemesi ve cezalı tarhiyat yapılmayacaktır.

İŞLETME KAYITLARININ DÜZELTİLMESİ

İşletmede mevcut olduğu hâlde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar,

Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan mallar,

Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklarla ilgili işletme kayıtlarının Kanun hükümleri doğrultusunda fiili duruma uygun hale getirilmesi halinde geçmişe yönelik vergi cezası ve gecikme faizi uygulanmayacaktır.

BAŞVURU YERİ VE ZAMANI, ÖDEME SÜRELERİ

Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,

Maliye Bakanlığına, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, il özel idarelerine,  belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini bu Kanunun yayımı tarihini izleyen dördüncü aydanbaşlamak üzere,

Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere,

Diğer taksitlerini ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri, şarttır.

YENİ İŞE BAŞLAYANLAR İÇİN GETİRİLEN TEŞVİK

Bu kanunla 18-29 yaş aralığında 4b (Bağ-Kur) kapsamında yeni iş yeri açanlara 1 yıl süre ile prim desteği getirildi.

İlgili maddesi aşağıdaki gibi.

MADDE 22- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“k) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesi kapsamında genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurmuş ve 29 yaşını doldurmamış olanlardan, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında 1/6/2018 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı sayılan gerçek kişilerin primleri, 1 yıl süreyle 82 nci madde uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınır üzerinden Hazinece karşılanır. Adi ortaklıklar ve şahıs şirket ortaklıklarında sadece bir ortak bu fıkra hükmünden yararlandırılır.”

Türk Dişhekimleri Birliği

Dişhekimliğinde Unvan Kullanımıyla İlgili Önemli Hatırlatma

Ülkemizde dişhekimlerinin kullanabilecekleri unvanlar temel olarak 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Yükseköğretim Kanunu ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğünde belirlenmiştir.

Buna göre, dişhekimi olup da mesleğini ülkemizde yerine getirme hak ve yetkisi olan kişiler dişhekimi unvanını kullanma hakkına da sahiptir. Dişhekimleri, sahip oldukları doktor, yardımcı doçent, doçent ve profesör gibi akademik unvanları da yükseköğretim kurumlarında kullanabilirler. Söz konusu unvanların korunması ve yükseköğretim kurumları dışında da kullanılabilmesi ile ilgili olarak özel yasal düzenleme bulunmaktadır: “Başka bir işe geçmek, emekli olmak veya çekilmek ya da işten çekilmiş sayılmak yoluyla öğretim görevinden ayrılanlar, akademik unvanlarını taşıyabilirler. Ancak profesörlük, doçentlik veya yardımcı doçentlik unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar.” 

Diğer yandan, yukarıda belirtilen unvanların yurt dışındaki eğitim kurumlarından alınması halinde, bunların tanınması ve denkliğine karar verilmesi halinde ülkemizde kullanılabilmesi mümkündür. Bir başka anlatımla, yurtdışından alınan dişhekimliği diploması veya doktora yahut doçentlik belgesi ve benzerlerinin ülkemizde geçerli kabul edilebilmesi için, yasayla bu konuda görevlendirilmiş olan, Yükseköğretim Kurulu tarafından denklik belgesi düzenlenmesi şarttır.

Yurtdışından alınan ve ülkemizde karşılığı bulunan eğitimler sonucunda elde edilen bu unvanların kullanılması denkliğine karar verilmesi halinde mümkün olduğu gibi ülkemizde herhangi bir karşılığı olmayan eğitimler sonucunda ya da tanınmayan kurumlardan alınan belgelerin dişhekimlerine herhangi bir unvan kullanma hakkı tanımadığı da açıktır.

Bu bağlamda, ülkemiz kurumları tarafından resmi olarak denklik belgesi verilerek kabul edilmeyen, MSc, MMSc, MSD, MScDS, DD ve benzeri, herhangi bir unvan dişhekimleri tarafından kullanılamaz. Aksi takdirde, “Usul ve nizamına tevfikan iktisap edilmedikçe hiç bir diş tabibi veya dişçi talim ve tedrise delalet eden veya her hangi surette olursa olsun hakikate tevafuk etmiyen bir sıfat ve unvanı ilan edemez.” şeklindeki yasal kuralın ihlali sebebiyle para cezası verileceği gibi Disiplin Yönetmeliği uyarınca da ilgili Oda tarafından açılacak soruşturma sonunda disiplin cezası verilebilecektir.

Meslektaşlarımızın her türlü eğitimi alma gayretini önemsiyor ve destekliyoruz. Ancak, kaynağını oluşturan eğitimin nitelik ve içeriğinin kimi zaman bilinmediği, eğiticilerin ve hatta eğitime katılımın da çoğunlukla denetlenemediği; yurtdışından alınan bu tür unvanların meslektaşlarımız tarafından kullanılmasının yasak olduğunu hatırlatırız.

Türk Dişhekimleri Birliği

E-Reçete Uygulaması Hakkında Açıklama

Uyuşturucu İle Mücadele Eylem Planı kapsamında, “Uyuşturucuya Ulaşılabilirliğin Önlenmesi” için kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların, Renkli Reçete Sistemi olarak adlandırılan, elektronik reçete yoluyla düzenlenmesi Sağlık Bakanlığı tarafından 14.3.2017 tarihli bir Genelge ile zorunlu tutulmuştur. Bakanlık tarafından yayınlanan 28.11.2017 tarihli bir Genelge ile kan ürünü reçeteleri de bu sisteme dahil edilmiştir.

Yine Bakanlık tarafından 15.05.2018 tarihinde yayınlanan 2018/2 sayılı Genelge ile tüm ilaçların renkli reçete sistemine dahil edilerek kamu ve özel tüm sağlık hizmet sunucularında Sağlık Bakanlığı kontrolünde 15.06.2018 tarihinden itibaren ortak bir e-reçete uygulamasına geçilmesi, hekimlerin tüm ilaçları Renkli Reçete Sistemi üzerinden yazmaları gerektiği belirtilmiştir.

Anılan Genelge’nin öğrenilmesi üzerine Türk Dişhekimleri Birliği tarafından 31 Mayıs 2018 tarihinde Sağlık Bakanlığına yazı gönderilerek bütün ilaçların reçete edilmesinde böyle bir zorunluluğun getirilmesinin hukuken mümkün olmadığı gibi 15 Haziran 2018’de uygulamanın başlatılmasının da fiilen mümkün bulunmadığı açıklanmıştır.

Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan 01.06.2018 tarihli yazıyla uygulamanın 16 Temmuz 2018 tarihine ertelendiği duyurulmuş; bu duyuruyu internet sayfasında yayınlayan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu da “Sağlık hizmet sunucuları ve entegrasyon firmalarının e-reçeteye geçiş işlemlerinin takvimlendirilmesi amacıyla Bakanlığımızla iletişime geçmesi gerekmektedir. E-reçeteye geçiş işlemleri zikredilen tarih itibariyle tüm ülke sathında defaten yapılmayacak olup entegrasyon işlemlerini tamamlayan ve müracaatta bulunan sağlık kurum ve kuruluşlarından başlamak üzere tedricen yapılacaktır.” açıklamasıyla e -reçete uygulamasının bir anlamda isteğe bağlı tutulacağı ifade edilmiştir. http://www.titck.gov.tr/Duyurular/DuyuruGetir?id=3308

Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile gerekli görüşmeler yapılarak; kişisel sağlık verilerinin korunması bağlamında ancak açık bir kanun hükmüyle ve ölçülü biçimde işlenebilecek özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesine sebep olacak böyle bir sistemin oluşturulmasına ilişkin yasal ve teknik altyapının bulunmaması sebebiyle meslektaşlarımızın kullanacakları reçetelerin zorunlu olarak e-reçete sistemine dahil edilmesine ilişkin Genelge’nin bütünüyle kaldırılması talep edilecektir. Görüşmelerin sonuç vermemesi halinde gerekli hukuksal girişimler Türk Dişhekimleri Birliği tarafından yapılacaktır.

Sonuç olarak; il sağlık müdürlükleri tarafından Bakanlık genelgelerinin iletilmesine ilişkin yazıların bu bağlamda değerlendirilmesini; e-reçete uygulamasının bir zorunluluk olarak uygulamaya konulmayacağını, isteyen meslektaşlarımızın gerekli teknik donanımı sağlayıp müracaat ederek elektronik reçete uygulamasına dahil olabileceklerini ancak buna mecbur olmadıklarını belirtiriz.

Türk Dişhekimleri Birliği

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Kapsamı Nelerdir?

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, bu sigorta, sigortalının genel olarak tüm mesleki faaliyetini kapsar.

Aşağıdaki hâller ise teminat kapsamı dışındadır:

a) Sigortalının, poliçe kapsamında yer alan ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri.

b) İnsani görevin yerine getirilmesi hariç, sigortalının, poliçe kapsamındaki kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri.

c) İdarî ve adlî para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar.

ç) İlgili mevzuatla belirlenen çerçevede tıbbi mesleki faaliyet gereği yapılanlar hariç her türlü deneyden kaynaklanan tazminat talepleri.

Dişhekimlerinin yetki alanı 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 29. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

“Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir.

Diş tabipliğinin herhangi bir dalında münhasıran uzman olmak ve o unvanı ilan edebilmek için diş hekimliği fakültelerinden veya Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarından alınmış bir uzmanlık belgesine sahip olmak şarttır.”

Bu düzenlemeler uyarınca, dişhekiminin mesleki alanında yaptığı tıbbi uygulamalar sebebiyle hastanın uğradığı zararlar bahse konu mesleki sorumluluk sigortasının kapsamındadır.

Dişhekimliğinde sekiz ayrı alanda uzmanlık belirlenmiştir. Ancak ne herhangi bir yasal düzenlemede ne de pratik uygulamada dişhekimliği uzmanlık alanlarının yetki sınırları belirlenmiş değildir.  Yasal düzenleme ile getirilen sınır, söz konusu uzmanlık unvanını ilan edebilmek için kişinin ilgili dalda uzman olmasıdır. Herhangi bir alanda uzman olmayan dişhekimlerinin mesleki yetkisinin kısıtlanması ise söz konusu değildir. Bir başka anlatımla, dişhekimi periodontoloji, pedodonti, ortodonti, cerrahi gibi bütün uzmanlık alanlarında mesleki faaliyette bulunmak hak ve yetkisine sahiptir.

Dolayısıyla, dişhekiminin cerrahi veya ortodonti alanında yaptığı tıbbi faaliyetler, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca sigorta kapsamındadır.

Meslektaşlarımızın dikkatine sunulur.

Türk Dişhekimleri Birliği

Ortodontide Devrim Yaratacak Gelişme!

Dişlerin düzelme hızını artırarak, ortodontide devrim yaratacak yeni yöntem geliştirildi. ABD’de FDA onayıyla uygulanmaya başlanan yeni uygulamayla tedavi süreleri yarı yarıya azaltıldı.

Ortodontik tedavi gören hastaların en büyük derdi olan tedavi sürelerinde devrim yaratacak yeni uygulama,  ABD’de yapılan ortodonti kongresinde tanıtıldı.

Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın,  “İster ortaokula gitsin, ister  profesyonel iş hayatında yer alsın istisnasız her hastamızın ortak sorunu tedavi sürelerinin uzun olmasıydı. Şimdi dişlerin düzelme hızının artırılabilmiş olması çok heyecan verici ve ortodontide çığır açan bir gelişme” dedi.

Yeni yöntemin ortodonti tedavi süreçlerinde önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Yalçın, “ABD’de her yıl yapılan, tüm dünyadan ortodontistlerin çok yüksek katılımı ile gerçekleşen ortodonti kongresinden yeni döndüm. Bu  kongredeki açık farkla öne çıkan konu “hız ve süreler” oldu. Ayağımın tozu ile özellikle diş hareketi hızlandırma yöntemleri açısından çok yüz güldürücü çalışma sonuçlarını sizlere anlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.

Yalçın ortodontide yeni bir dönem başlatan uygulamaları şöyle anlattı: “FDA onaylı bir cihazla tanışmanızı istiyorum. Cihaz belli bir frekansta titreşerek çalışıyor. Tedavi süresince, her gün,  belli bir süre hastamız tarafından uygulanıyor. Düzenli kullanıldığında aygıtın  yüzde 40 oranında tedavi sürelerini kısalttığı tespit edildi. Bu gerçekten de azımsanacak bir oran değil. 2 yıllık olduğu düşünülen bir tedavinin 1 yıl ya da 1.5 yıl sürmesi oldukça önemli bir fark.”

Bu gelişmenin özellikle yetişkin ve sosyal yaşamında diş telini sorun yapan hastalar için sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Yalçın, “Artık ortodonti tedavi süreçlerini  daha kolay ve daha hızlı tamamlayabileceğiz. Hastalarımız da daha kısa sürede düzelme sağlandığı için mutlu olacak. Henüz bu yöntem ABD’de bile çok sınırlı uygulanıyor. Türkiye’de ise hastalarımda  yeni yeni kullanmaya başladım ” şeklinde konuştu.

Ortodontide de kök hücre uygulaması yapılıyor 

Yalçın, yeni yöntemin yanı sıra artık ortodontide de kök hücre uygulamalarının kullanıldığına dikkat çekti.

Yalçın, şöyle devam etti: “Çok çok yeni bir çalışma da şu anda çok popüler olan PRP (PLASMA RICH PLATELET) ile kombine yapılan ortodontik tedavi. Kendi kanımızın  “kök hücre de posu” olduğunu artık biliyoruz. Kan veriyorsunuz. Kan, özel aygıtlarla belli sürelerde santrifüj ediliyor. Bu yolla kırmızı kan hücrelerinden ayrıştırılan sıvı, yine çeşitli amaçlarla kendi dokumuza enjekte ediliyor. İmplant operasyonlarında, kemik iyileşmesini hızlandırmak için, kemik kaybı olan hastalarımızda yaklaşık olarak 1 yıldır kullandığımız yöntemi şimdi de ortodontik tedavi hastalarında, diş hareketini hızlandırmak ve kemik hacmini korumak amacıyla kullanıyoruz…”

Günümüzün Teknolojik Gelişmeleri Işığında Diş Hekimliğinde Estetik

Beslenme, sağlık ve eğitim gibi temel sorunlarını çözen toplumlarda, insanların hayata bakışları ve beklentileri değişmiştir. Günümüz insanı için sağlıklı olmak, sadece vücut sağlığı değil ,sosyal ve psikolojik açıdan da tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar artık sağlıklı olmanın yanı sıra estetik, doğal ve güzel görünmek istemektedir.

Günümüzde yaşamın her alanındaki teknolojik gelişmeler parelelinde diş hekimliği biliminin de boyutları değişmiştir. Bu gelişmeler  diş hekimlerine olağanüstü estetik, doğal dokulara daha az zarar veren,  kısa sürede tamamlanabilen, ağrısız ve acısız diş tedavileri yapabilme olanağını sağlamaktadır. Artık estetisyenler ve diş hekimleri birlikte çalışarak en ideal yüz görüntülerinin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Estetik  yaklaşımlarla  insanlara genel sağlığın yanı sıra  güzelleşme ve yenilenme  olanağı sunulmaktadır.

Çağdaş diş hekimliğinde protez takmak insanların yaşaması gereken bir kader olarak kabul edilmemekte, bireylerin kendi sağlıklı dişleri ile yaşlanması hedeflenmektedir. Diş sağlığının korunması konusunda toplumun bilgilendirilmesi ve hamilelikten başlayan koruyucu uygulamalarla diş sağlığı sorunlarının ortaya çıkmadan önlenmesi, 21. yüzyıl diş hekimliğinin ilk hedefidir.

İkinci hedef; 6 ayda bir yapılan diş hekimi kontrolleri ile mevcut ağız-diş sağlığı sorunlarının en erken aşamada teşhis edilmesidir. Hastalıkların erken tanısı dişlerin minimal doku kaybı ile tedavi edilmesine olanak sağlamakta ve diş dokuları mümkün olduğunca korunabilmektedir.

Diş tedavileri diğer tıp dallarından farklı olarak bireylerin duyularına anında hitap edebilmektedir. Örneğin altı ayda bir yapılan kontrollerde uygulanan diş taşı temizliği sonrasında hissedilen temizlik ve ferahlık hissi, ağrıyan bir dişin tedavisinden sonra yaşanılan rahatlık ve daha da önemlisi dişlerinde estetik sorun veya eksiklik olan hastaların tedavisi ile artan yaşam enerjisi insanlar için olağanüstü bir mutluluk kaynağı olabilmektedir. Günümüz insanı genç, sağlıklı ama en önemlisi doğal görünen ve rahat kullanılan dişlere sahip olmayı hedeflemektedir.

ÇAĞDAŞ DİŞ HEKİMLİĞİNDE TEDAVİ PLANLAMASI TAMAMEN DEĞİŞMİŞTİR

Daha önce hastanın varsa çürüğü, daha sonra diş eti hastalıkları ve çiğneme fonksiyonu belirli bir sıra ile tedavi edilirken, günümüzde sadece dişler değil tüm yüz bir bütün olarak ele alınmaktadır. Hastanın yüz oranları, dudak yapısı, kalınlığı, yüzündeki çizgiler, diş etinin yapısı, profil görüntüsü bir bütün olarak değerlendirilir.

Örneğin diş etlerinin gülerken çok görünmesinden şikayet eden bir hastanın sadece diş eti hastalığı değil, aynı zamanda lazer ile dişetleri ağrısız, kansız bir şekilde düzeltilerek görüntüsü değiştirilebilir ve özgürce gülmesi sağlanabilir. Veya ön dişlerinin arasındaki ayrıklıktan şikayetçi olan bir kişinin diş çürüğü tedavi edilirken bu boşluklar sadece estetik dolgu materyalleri ile kapatılarak tüm yüz görüntüsü değiştirilebilir.

Ön dişlerdeki uzunluk, kısalıklık, küçük çapraşıklıklar ya da kırıklar sadece dolgu materyalleri ile çok kısa sürede, ağrısız bir şekilde düzeltilebilmektedir. Gülme bir bütündür; diş arkı dışında yer alan bir dişin konumunun çok kısa sürede tamamlanabilen erişkin ortodontisi  veya basit protetik dokunuşlarla  düzeltilmesi kişinin genel  görüntüsünü çok çekici bir hale getirebilmektedir.

DAHA DOĞAL, DAHA ESTETİK, ÇOK KISA SÜREDE TEDAVİ

Estetik, sözlük anlamı olarak doğa ve sanatta güzelliğin bilimi olarak tanımlanmaktadır. Estetik ve doğallık ayrılmaz bir bütünün parçaları olup, doğal olmayan estetik değildir.

ESTETİK DOLGULAR

Dişlerdeki çürük ve doku  kayıplarının tedavisinde günümüzde koyu renkli amalgam dolguların yerine doğal  diş rengindeki dolgu maddelerinin (kompozit) kullanılması bile estetik beklentimizle ilgilidir. Diş rengindeki kompozit dolgular dişlere yapıştırıcı sistemler ile uygulandıktandan sonra ışık enerjisi ile polimerize edilerek sertleşirler.

Çok kısa sürede uygulanan ve olağanüstü estetik olan kompozit dolgular uygulanırken; dişlerdeki doku kaybının genişliği ve  kavitenin  diş eti seviyesiyle olan ilişkisi klinik başarıyı etkileyebilmektedir. Geniş doku kayıplı dişlere uygulanan büyük kompozit dolgularda, kompozit sertleşme reaksiyonu esnasında büzülerek yer yer diş yüzeyinden ayrılabilmektedir. Gözle görülemeyecek düzeydeki bu mikro boşluklardan giren mikroorganizmalar zamanla dişlerde hassasiyet hatta kanal tedavisi gerektirecek pulpa iltahaplarına yol açabilir.

 

 

İmplant Uygulamasında Son Teknoloji

Teknoloji, sağlık alanında gün geçtikçe gelişiyor. Lazer destekli implant uygulamalarında sadece implant uygulanacak bölgeye işlem yapıldığı için operasyon sonrası iyileşme süresi kısalıyor

Lazer destekli implant uygulamaları, minimal invaziv yöntem olarak bilinmektedir. Bu yöntem, kemik hacminin uygun olduğu her alanda uygulanabilir. Lazer destekli implant uygulaması öncesinde hastadan üç boyutlu bilgisayarlı tomografi alınarak implantın yerleştirileceği kemik dokusunun genişliği ve derinliği hakkında detaylı bilgi elde edilir. Bu uygulamada diş etinin sadece implant uygulanacak bölgesi; erbiyum, diode, Nd:YAG, CO2 lazerlerden herhangi biri kullanılarak açılır. Kemik dokusuna ulaşıldıktan sonra kemiğin en sert kısmı olan kompakt kısmında erbiyum lazerle implant çapında bir boşluk açılır. Açılan boşluğa implant yerleştirilir. Lazer destekli implant uygulaması sonrasında diode ya da Nd:YAG lazerle biyostimulasyon uygulaması yapılır. Bu uygulama sayesinde oprasyon sonrası oluşabilecek ağrı ortadan kalkar ve doku iyileşmesi hızlanır.

LAZER DESTEKLİ İMPLANTIN AVANTAJLARI
 Lazer destekli implant uygulamalarında sadece implant uygulanacak olan bölgede bir diş eti ve kemik işlemi yapıldığı için operasyon sonrası iyileşme süresi kısadır.
 Erbiyum, YSSG lazerlerin hidrokinetik kesme tekniği ile her türlü kemik cerrahisi işlemi ve implant uygulaması kemikdokusunu bozmadan, termal hasar vermeden yapılabilir ve böylece operasyon sonrası kemik kaynaması maksimum düzeyde olur.
 Lazer destekli implant uygulaması öncesi hastadan 3 boyutlu bilgisayalı tomografi alınarak implantın yerleşeceği kemik dokusunun genişliği ve derinliği hakkında tüm detaylar elde edilir. Böylelikle operasyon esnasında herhangi bir süprizle karşılaşılmaz ve operasyon kısa sürede neticelendirilir.
 Artık dünya çapında uygulanmakta olan All On Four ve Columbus Bridge yöntemleri lazer destekli uygulandıklarında açıkta yara olmadığından daha çabuk iyileşmekte ve dikiş de olmadığından gıda birikimini önleyerek ameliyat sonrası diş kullanımını kolay hale getirmektedir.
 Özellikle tek diş eksikliklerinde lazer destekli implant uygulaması ile uygun kemik bulunduğunda implant hemen uygulanıp implant üzeri de CADCAM yöntemi ile seramik rekonstrüksiyon yapılarak iki saat gibi kısa bir zamanda daimi diş de yapıştırılarak hastanın kullanımına sunulabilir. Dental implantlar eksik diş veya dişlerin yerine, doğal dişin fonksiyonunu elde etme amacıyla çene kemiğinde yerleştirilen yapay diş kökleridir. Yıllardır rutin olarak kullanılmakta olan bu sistemler kalan dişlerinize zarar vermeden doğal dişe yakın bir konfor sunan, bilinenin aksine çok da zahmetli olmayan tedavi yöntemleridir. Peki bu tedavinin püf noktaları nelerdir? Nelere dikkat edip başarılı bir tedavinin kapılarını aralayabiliriz? İmplant tedavisini destekleyen son teknolojik gelişmeler nelerdir? İşte size bu konuda birkaç önemli ipucu:
 Başarılı bir implant tedavisi uzman diş hekimi ve ekip gerektirir. İmplant tedavisi diş hekimliğinde özel bir uzmanlık alanıdır. Bu nedenle bu tedaviyi gerçekleştirecek olan hekimin bu konuda eğitim almış, bu alanda uzmanlaşmış olması gerekir.
 Cerrahi prosedürü yerine getirebilmek için ağız cerrahı, implatolog ya da diş eti hastalıkları uzmanı ve protez uzmanından oluşan bir ekip gerekmektedir. Aksi takdirde tedavi başarılı bir sonuçtan çok uzak olacaktır.
 İmplant, köprü yapılamayan durumlarda en iyi alternatiftir.

BİRDEN FAZLA DİŞ EKSİKLİĞİNDE İMPLANT TEDAVİSİ
Arkası dişsiz sonlanan çenelerde köprü yapımı için gerekli diş bulunmadığından klasik köprü tedavisi olanaksızdır. Bu nedenle dişsiz sonlanan çenelerde klasik yöntemlerde hareketli protez uygulanır. İmplant tedavisi sayesinde arkadaki dişsiz bölgeye yerleştirilen implantlar sayesinde hareketli protez yerine sabit protez yapılabilmektedir. Yan yana bulunan birden fazla dişin eksikliğinde ise dişsiz bölgenin başında ve sonunda doğal dişler bulunsa bile yapılacak köprü çok uzun olacağından kırılma ve esneme olasılığı vardır. Ayrıca köprü ayağı olarak kullanılacak dişler de çok fazla kuvvete maruz kalacağından yapılacak köprü uzun ömürlü olmayacaktır. İmplant tedavisi uzun dişsiz bölgelerde daha fonksiyonel ve uzun ömürlü bir protez yapımına olanak sağlar.

TAM (TOTAL) DİŞSİZLİK DURUMUNDA İMPLANT
Eğer alt ve üst çenede ya da her ikisinde tam dişsizlik sorunu var ise implant ile desteklenmiş hareketli veya sabit protez uygulaması yapılabilir. Klasik yöntemlerle alt çenede kullanılan tam protezler kemiğin zamanla erimesi nedeniyle tutuculuk konusunda zayıftır. Bundan dolayı protezin altına yiyecek artığı kaçabilir, vuruk meydana gelebilir. Üst çenede kullanılan protezler ise damağı tamamen kaplamasından dolayı tat alamama, mide bulantısı gibi sorunlara yol açar. İmplant üstü protezlerde protez çeneye implantla sabitlendiği için herhangi bir oynama, protez altına yiyecek kaçması, vuruk gibi sorunlar söz konusu olmaz .

ÇENE KEMİĞİ YETERSİZSE…
İmplant tedavisi için kemik ebatı yeterli değilse bazı cerrahi işlemlerle yeni kemik oluşumu başlatılabilir. Kemiğin genişliği yetersiz ise kemik greft işlemi ile suni kemik tozu kullanılarak kemik miktarı artırılabilir.

NAVİGASYONLU İMPLANT TEDAVİSİ
Tıp alanında navigasyon sistemi olarak adlandırılan cerrahi yönlendirme sistemi diş tedavisindeki tüm diş, ağız ve çene bilgilerini doktora bildirmekte, implantın yapılacağı en uygun yeri tespit ederek doktora yol göstermektedir. Sistem, tedavi esnasında tespit ettiği yerden kayma olursa doktoru uyararak hata yapma payını sıfıra indirmektedir. Sistemin genel işleyişi hastadan alınan çok detaylı dijital tomografi bilgisi ile cerrahi planlama yapılması ve bu planın müdahale sırasında hastaya uygulanması üzerine kuruludur. Üç boyutlu planlama ve dijital tomografi panaromik röntgene göre büyük avantaj ağlamaktadır. Navigasyonlu implant güvenilir bir yöntemdir

NAVİGASYONLU İMPLANTIN AVANTAJLARI
 Bu teknoloji sayesinde implant uygulamaları esnasında karşılaşılabilecek sorunlar önceden belirlenir, analiz edilir ve ameliyat esnasında sürpriz yaşanmaz.
 Doğru açı ve konumda implant yerleştilmesini sağlar. Modern teknoloji desteği, alt çene bölgesinde 3 boyutlu görüntüleme teknolojisine rağmen implant uygulaması için sınırlıdır. Bu kesin olmayan ve uygun yerde olmayan detaysız delmeye sebep olur ve bu durum yavaş ve yetersiz iyileşmeye sebep olur.
 Operasyon sonrasında ise ameliyat kesiği, kanama ve dikiş olmadığı için çok hızlı iyileşme sağlanır.
 Hastadan alınan çok detaylı dijital tomografi bilgisi ile cerrahi planlama yapılması panaromik röntgene göre büyük avantaj sağlar.
 İmplant (diş ekme) tedavisinde karşılaşılan başarısız sonuçlar ve sinir zedelenmelerini ortadan kaldırır.

 

Diş Sağlığında Büyük Gelişme

Sağlık Bakanlığı tarafından ağız ve diş sağlığı hastalıklarının oranlarını belirlemek  ilgili risk faktörlerine ilişkin verileri analiz ederek bölgesel ve ulusal programların yapılması için gereken veri tabanını oluşturmak amacıyla 73 ilde 10670 kişiye ulaşılması hedeflenen Türkiye Ağız Diş Sağlığı Profili Araştırması TADSAP çalışması başladı.

Ülkemiz için oldukça önemli olan Türkiye Ağız ve Diş Sağlığı Profil Araştırması TADSAP sonucunda elde edilen veriler risk faktörlerinin belirlenip uygun koruyucu uygulamaların oluşturulması kaynakların kullanımının planlanması gibi pek çok konuda ağız ve diş sağlığının iyileştirilmesi için oluşturulacak politikalara yön verecek.

Konu ile ilgili bilgi veren Kocaeli İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Şenol Ergüney ağız ve diş sağlığı insanların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Koruyucu çalışmalara dikkat edilmediği takdirde maliyetli ve zahmetli olması nedeniyle önemli bir sağlık sorunu olan ağız ve diş hastalıklarının etkin biçimde kontrolü ancak doğru politikalarla gerçekleştirilebilir. Ülke genelinde Türkiye Ağız Diş Sağlığı Profili Araştırması bu politikaların oluşturulabilmesi ve ülkemizdeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerini gelişmiş ülkelerin düzeyine yükseltmek amacıyla hazırlanmıştır.  İlimizde Başiskele Çayırova Darıca Derince Gebze İzmit Kandıra ve Körfez İlçelerinde yapılacak olan çalışma kapsamında 200 kişiye ulaşılacak. İl ve İlçe emniyet müdürlükleri ve Jandarma Komutanlıkları ve Muhtarlıklar ile koordinasyon halinde yapılan saha çalışmalarında gerekli duyarlılığın sağlanması için medyanın da etkin olarak kullanılmasını istiyoruz. Ekiplerimiz belirlenen haneleri sıra ile ziyaret ederek anket formu uygulamasının ardından ağız muayeneleri yaparak önerilerde bulunacak dedi.

Çalışma 3 ay içinde tamamlanacak

Türkiye Ağız Diş Sağlığı Profili oluşturulması kapsamında Kocaeli ilinde TÜİKin belirlediği  8 ilçede 915 hanede her gruptan en az 5 kişi olacak şekilde 5 12 15 35-44 65-74 yaş gruplarına anket formları doldurularak oral muayeneleri yapılacak. 3 ay sürmesi planlanan bu çalışmada diş çürüğünden korunmak ve çürüğü kontrol altına almanın yanında diş eti sağlık durumu oral mukoza lezyonları ağız kanseri travma çeşitli anomaliler ağrı ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi gibi diğer önemli bileşenler de değerlendirilecek.